Arşiv Haziran, 2009
Karakolda fotoğraflanan suçluların komik resimleri. Bazıları başka bir gezegenden gelmiş gibi. Bilinçle işlenen ve tekrarlayan suçun beyin işlevleriyle, kalıtımla ve hormonlarla ilgili olduğunu biliyoruz. Yüz uzuvları, kafa yapısı ben suçluyum diye bağırıyor.
İşte suçlularımız:

Cinayet Zanlısı

Cinnet geçirmek üzereylen ne olur ne olmaz diye yakalanmış

Dikenli tel hırsızlığı (uydurdum)

Fidye

Hakka Tecavüz
Devamı var…
Bugün çevrimiçi gazetelere göz atarken bir başlık dikkatimi çekti: “Don’la kendi evinde hırsız kovalamak”. Bu bir köşe yazısıydı. Tanınmış köşe yazarlarından Cüneyt Özdemir, Gazeteciler.com sayfasında başından geçen bir hırsızlık olayını kaleme almıştı. Okumaya başladım. Evine hırsız girmiş; O ise hırsızı kovalamış ancak yakalayamamıştı. Bu hırsla terasa çıkıp hırsıza küfür ettiğini anlatıyordu. Oraya kadar okuyabildim. Çünkü ettiği küfür açık seçik yazılmıştı. İnanamadım ekran kaydı aldım. Bir köşe yazarı köşesinde açık seçik küfür ediyordu.
İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Uyarı: Yazı küfür içerdiğinden belli bir yaş sınırının altındakilerin yazıyı okuması sakıncalı olabilir.
Ekran görüntüsü ise aşağıda. Küfrü bir miktar sansürledim ancak ne demek istediğini anlamışsınızdır.

Umarım bu bir dizgi, baskı hatasıdır. Ne olursa olsun daha dikkatli olunmalıydı. Okumak yerine küfür duymak isteseydik mahalle kahvesinde pişpirik oynardık. Hırsız donla kovalanır ancak donsuz köşe yazısı yazılmaz sayın Özdemir.
Animasyon harikası Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs, 1 Temmuz 2009‘da izleyiciyle buluşuyor. Buz Devri 3‘te kahramanlarımız sıcak bir adadadırlar. Ancak adanın sahibi zebra kahramanlarımızı adasında istememektedir. Tam bunlar olurken fındık aşkıyla tanıdığımız sincapın üzerine bir zaman makinesi düşer. Sincapın fındık takibi tarihte de devam eder. Şimdiden iyi seyirler.

ABD yapımı olan Buz Devri serisinin yönetmeni Carlos Saldanha. Lori Forte, John C. Donkin’in yapımcılığını üstlendiği animasyonun müzikleri John Powell’e ait. Buz Devri’nin web sitesine ise buradan ulaşabilirsiniz.

Buz Devri 3′ün tanıtımını (fragman, trailer) aşağıdan izleyebilirsiniz.
Dizüstü bilgisayarımızı rahat kullanabilmek için bir laptop masası, sehpası almanın zamanının geldiğini düşünüyordum. Genelde performans sorunu nedeniyle laptop yerine masaüstü bilgisayarları tercih ediyoruz. Ancak koltuğumuz ne kadar rahat olursa olsun notebookların sağladığı özgür mekan kullanımına sahip olamıyoruz. Tam bu noktada yeni bir sorunumuz oluyor. Dizlerimizin üzerinde, kucağımızda duran dijital bir yabancıyı garipsiyoruz. Hem bu yabancı kimi zaman ısınıyor; hem de – cd/dvd çalışırken – garip titreşimlerle bedenimizi rahatsız ediyor. Üstelik bilim insanları bahsedilen ısının zararlı olabileceğini söylüyorlar.
En iyisi, laptopumuzla bedenimiz arasına, konfordan ödün vermeden, başka bir cisim koymak olacak. Bunun için araştırma yaparken ilginç tasarımlı, konforlu laptop masalarına rastladım. En kısa zamanda bunlardan birini edinmek veya yaptırmak isabetli bir karar olacak.

Usb fare için de çıkıntısı olsaydı daha güzel olurdu:

Ayarlanabilir bir masa modeli:

Bunu beğendim:

Sanırım yazının sonundaki video her şeyi anlatıyor. Türk ve Rus bayanların arasındaki fark bu olsa gerek. Halkın içinden seçilen kişilerin katıldığı evlilik (!) programlarını izlemişsinizdir. Evlenmek isteyen Türk bayanların, taliplerine sorduğu ilk şeyler “Evin var mı?”,”Ssk’n var mı?”,”Maaşın ne kadar?”…
Sadece sanal yaşamda değil; gerçek yaşamda da yabancı bayanlara olan ilgimizin nedeni Türk bayanların maddiyata düşkün, hatta maddiyatı vazgeçilmez görmeleri sanırım. Rus veya diğer yabancı bayanların çoğu ise önce ruhu, aşkı önemsiyor. Anlayışlı ve samimiler. Bir sigorta şirketi veya kredi verecek bir banka gibi maddiyat üzerine kurdukları çıkarımlarla evlenenler; yaşamlarında, alabildiğine mutsuz olan, aşkı bulamayan, bir yığın psikolojik sorunla uğraşan, aldatan, aldanan Türk kadınlarını yaratıyor.
Oysa mutluluk şu değil midir?

Videoyu yazının devamında izleyebilirsiniz.