Etiket ‘Aşk’

Yalnızca Biraz, Biraz Üşüyorum Aşk Hikayesi oku. En güzel hikayeler, ibretlik hikayeler, aşk hikayeleri, hikaye oku.

Rüzgar keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon Caddesi’nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma, yine “seviyorum” desen, ben yine senin gözlerinde sonsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez. Caddelerde rüzgar, aklımda aşk var.Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler… Son kez yine seninle gezmiştik oraları. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim.Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, Uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır, Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor. Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde, çok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana.Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın… Sen kimbilir, belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.Bense odamda senden uzak. Hayır beni merak etme, üzülmüyorum. Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum…
Hikayeler

yesilcimen.com Hikayeler.

Sadece Komşumun Oğlu Olmalıydı Aşk Hikayesi oku. En güzel hikayeler, ibretlik hikayeler, aşk hikayeleri, hikaye oku.

Öylesine biriydi sadece. Hiçbir anlamı yoktu benim için. Taa ki yeşil gözlerini görene kadar…

Benim için komşu oğlu değildi artık. Aşkım, her akşam gelişini beklemek merdiven boşluğundaki ayakkabı tıkırtısını dinlemek her egzos sesine, belki o gelmiştir diye fırlamak…

Ama gel gör ki onun için iyi bir dinleyici, erkek gibi bir kız, sıkı bir dosttum…

Ama o gün öyle değildim onun için. Daha farklı bakıyordu konuşurken elimi tutuyordu. Tamam dedim, tamam galiba seviyor. Aşkım bana geliyor, anladı kalbimi anladı içimi. Öylede oldu… Onu uğurlamak için bahçe kapısına kadar beraber yürüdük. Sonra birden sarıldı öylece kaldık. Bir saat boyunca hiç ayrılmadan, benim olduğu o bir saati yaşadım…

Ertesi gün.. Her telefona o diye koştum, her kapıyı o diye açtım. Ama o değildi. O gün ve daha sonra hiç aramadı. Acaba bir şey mi yapmıştım? İstemeden kalbimin, kalbini mi kırmıştım? Hayır ben ona asla kıyamam ki. İnsan kendi canına kıyabilir mi? Aradan 1 ay geçti. Onsuz yaşanmış bir ay…

İş çıkışı eve döndüğümde gördüm. Arabayla yanımdan geçiyordu seslendi:

– Eve bırakmamı ister misin? dedi.

Hiçbir şey söylemeden arabaya bindim. Evin önüne yaklaşınca durdu. Bir süre baktı ve sarıldı. Bir nefes kadar yakındık şimdi. Tabii ki beklenen oldu, yüzüme yaklaşıp öpmeye başladı. Sanki o an dünya durmuştu zaman yok olmuştu. Bu ilk öpücüğümdü. Ben ilkimi, ilk aşkımla yaşıyordum. Sonra elimi tuttu, öylece kaldık, uzun bir zaman… Eve geldiğimde her şey ne kadar farklıydı. Ben ne kadar farklıydım. Meğer o olmak, ona aşık olmak ne güzelmiş. Canım benim… Ben snei ne çok sevmişim meğer… O gece uyuyamadım sabah hiç olmayacak sandım…

Ertesi gün aramadı… Sonraki günde ve sonra ki günde… Hiç aramadı aşkım.Geldiği gibi gitmişti hayatımdan. Sessizce çekip gitmişti. Canımı yaka yaka gitmişti. Arkasında ne bıraktığına dönüp bakmadan gitti. Oysa ne çok isterdim geri dönmesini sevmesini…Ama gelmedi aşkım, aramadı canım… Beni yarım bırakıp gitti. Dönmesini o kadar çok istedim ki, ama dönmedi…

Beni öylece bıraktı. Şimdi onu her gördüğümde ağlıyorum. Ben bu gidişi, bu bitişi hiç hak etmiyorum. Benim olmayanın sevmenin acısını yaşıyorum.Şimdi hiçbir ayakkabı tıkırtısını duymuyorum, hiçbir egsoz sesini anlamıyorum. Onsuzluğu yalnızlığı sessizliği yaşıyorum. Kalbim bedenimde sıkışmış ölmeyi bekliyor…

Meğer ne zormuş unutmak ne zormuş onsuz kalmak. Canımı yakan bir can var şimdi hayatımda. Keşke hiç olmasaydın. Keşke seni sevmeme hiç izin vermeseydin. Keşke hep komşunun oğlu olsaydın. Keşke içime düşmeseydin hiç.

Yarim suretin her an karşımda. Görmesemde, duymasamda bendesin ve benim olmadığını şimdi en yakın arkadaşımın olduğunu bilsemde benimsin…
Gönderen: Ayşe

yesilcimen.com Hikayeler.

Duygusal Bir Aşk Hikayesi Aşk Hikayesi oku. En güzel hikayeler, ibretlik hikayeler, aşk hikayeleri, hikaye oku.

Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya daha fazla dayanamamaya baslamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere, kalp nakli için ilan vermişlerdi… Canını feda edecek birini arıyorlardı… Genç kız ise hergün hastahane odasında biraz daha solmaktaydı.Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu… Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözyaşı dökmekten bıkmıştı… Yinede engel olamadı pınar gibi çağlayan gözyaşlarına. Sevdiği geldi aklına, fakir ama onu seven sevgilisi… Hergün aynı şeyleri düşünüyor, anıları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu… ” Param yok ama sana verebileceğim sevgi dolu bir kalbim var” demişti delikanlı… Genç kızda zaten başka birşey istemiyordu…Sevgiye muhtaç biri, sevdiğinin sevgisinden başka ne isteyebilirdi ki… Ama olmamıştı işte, dünyalar kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmiş, onları ayırmıştı… İşte paranın geçmediği zamanlara gelmişlerdi.. Ne önemi vardı artık ? Şu son günlerinde, sevdiği yanında olsa yeterdi.. Ayrılıklarından bu yana 5 bitmeyen, çile dolu yıl geçmişti…Her günü zehir, her günü hüsran…Ama genç kız hep sevgisini yüreğinde taşımış, kalbini kimseyle paylaşmamştı. Sevdiğini düşündü işte o an.. Acaba o neler yapmıştı bu kadar sene boyunca.. Kimbilir kiminle evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı… Gözlerinden bir damla yaş daha damladı kurumuş, bitmiş ellerine. Ellerine baktı, bir zamanlar ellerinin, ellerini tuttuğunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini seyrederdi… En çokta saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş, koklamıştı onları. Her bir tanesi koptuğunda, kalbine bir ok daha saplanıyordu. Kalbi yine sızlamaya başlamıştı.. Belki sevdiği yanında olsa, kalbi bu kadar yorulup, veda etmezdi yaşama… Zaten artık ölüm umrunda değildi genç kızın. Sevdiğinden ayrı yaşamanın ölümden ne farkı vardı ki.. Tekrar o geldi aklına… Keşke keşke yanımda olsa dedi. Son bir kez elini tutsa yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi artık… Gözleri pınar gibi çağlamaya başladı. Sevdiğini son bir kez göremeden ölmek istemiyordu.. Ufakta olsa ondan bir hatırasını almadan bu dünyadan göçmek istemiyordu… Oysa sevdiği, kimbilir kiminle beraberdi… Kendi sevgi dolu kalbinin kimseyle paylaşmayı düşünmemişti bile, ama acaba o paylaşmış mıydı ? Onun sevgisini silmiş atmış mıydı acaba kalbinden ? İçi birden nefretle doldu. Üstüne büyük bir ağırlık çöktü. Onu düşündükçe her dakikasının zehir olması artık çok daha ağır geliyordu genç kıza… Ölmek istedi, artık yaşamak istemiyordu bu dünyada.. Ama sevdiğinden bir hatıra almadan ölmeyeceğine and içmişti. Tekrar gözlerini açtı. Kimbilir belkide sevdiği onu unutmuştu.. Bu düşünceler içinde derinliğe daldı… Birden babası girdi odaya, kızına kalp nakli için bir gönüllü bulduklarını müjdeleyecekti. Fakat genç kız çoktan uykuya dalmıştı.. Bir meleği andıran masum yüzü, sevdiğinin özleminden sırılsıklamdı… O gece biri gözlerini dünyaya kapadı, genç kız ameliyata alındı. Tekleyen ve görevini yerine getirmeyen kalbi değiştirilmişti. 1 hafta sonra tekrar gözlerini açtı dünyaya genç kız. Ama dünya daha farklı geldi ona. Sanki birşeyler eksikti…Aradan aylar geçmiş genç kız artık iyice iyileşmişti. Ama içindeki burukluğu bir türlü atamıyordu. Sevdiği aklına gelince kalbi eskisinden daha çok sızlıyordu.. Bir kere, bir kere görebilsem diye mırıldandı… Kalbi yine sızlamaya başlamıştı. Yeni kalbi onu iyileştirmişti ama nedense her gece aniden hızlanıyor, onu uykusundan uyandırıyor ve sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlıyordu… Genç kız bir anlam veremediği bu durumu doktora anlamış, ama ameliyat kolay değil, bir aydan geçer demişti doktor. Aylar geçmişti ama hala aynıydı durum. Çiçeklerinin yanına gitti. Hergün onlarla saatlerce dertleşiyor, zaman zaman ağlıyordu onlarla.. En çokta kan kırmızısı gülünü seviyordu. Çünkü kırmızı gülün onun için yeri apayrı idi. Oda genç kızla beraber gülüyor, onunla beraber ağlıyordu. Onu sevdiği gibi görüyordu genç kız. Ve gülünü sevdiğini ilk gördüğünde ona hediye edeceğine dair yemin etmişti. Başka türlü paylaşamazdı gülünü kimseyle… Kapı çaldı aniden. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa ilişti. Yavasça eğilip zarfı yerden aldı. Birden kalbi deli gibi atmaya başladı. Ne olduğunu anlayamıyordu. Zarfın üzerinde ne bir isim, ne bir adres vardı. Zarfı açtı, içinden beyaz bir kağıda yazılmış bir mektup çıktı. Kalbi daha hızlı atmaya başladı. Onun kokusu vardı kağıtta. Evet, onun kokusu vardı. Yılar yılı özlemini çektiği, yanında olabilmek için canını bile verebileceği sevdiğinin kokusu vardı mektupta.. Başı dönmeye başladı. Koltuğuna geçip oturdu yavasça…Kağıdı açtı. Ve elleri titreyerek okumaya başladı. ” Sevgilim, senden ayrıldıktan sonra, bir kalbe 2 sevginin sığmayacağını bildiğimden dolayı, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye bakabildim… Her günüm diğerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin dahada artıyordu.. Sana kitapları dolduracak kadar şiirler yazdım. Her biri diğerinden dahada hüzünlüydü. Yazdım, okudum, ağladım… Hergün yazdım, her gün okudum, senelerce ağladım… Her gece seni düşündüm sabahlara kadar, her gece senin yanında olmayı istedim. Ve her gece sensizliğe lanet ettim, uykuları haram ettim kendime, sensiz olmanın acısını gözlerimden çıkardım… Ve bir gün herşeyi değiştirecek bir fırsat çıktı önüme. Bu fırsatı değerlendirmeyip, kendime haksızlık edemezdim… Ve değerlendirdim… Senden çok uzaklara gittim, belki seni unuturum diye..Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artık… Senden çok uzaklardayım belki, ama yinede seni görmek için uzaklardan gelebiliyorum. Hemde her gece… Seni seviyor, seyrediyor ve eğilip sen uyurken yanağına bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açıp bakıyorsun, geldiğimi bildiğimi sanıyorum ama yine o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Yarın birbirimizi sevmemizin 6. senesi… Hep ben geldim şimdiye kadar senin yanına, yarında sen gel olur mu sevgilim.. Ha, unutmadan, sana hep sözünü ettiğim, kalbime iyi bak olur mu ? Çünkü gözyaşlarımla, adını yazdım ona… Seni senden bile çok seven bir sevgi var kalbinin içinde… Unutma, kırmızı gülüde unutma olur mu ??… Seni Seviyorum, Yanıma Gelinceye Kadarda Seveceğim… Sevgilin…”
A.Kerim Melleş

yesilcimen.com Hikayeler.

Aşktan Gerçek Sevgiye Aşk Hikayesi oku. En güzel hikayeler, ibretlik hikayeler, aşk hikayeleri, hikaye oku.

Bir kadın anlatıyor:

Kocam bir mühendisti. Onunla sakin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sakin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı… Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sakinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu. İş ilişkiye gelince oldukça içli, hatta aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.

Sonunda kararımı ona da açıkladım: Boşanmak istiyordum. Şaşkınlıktan gözleri açılarak ‘niye?’ diye sordu. ‘Gerçekten belli bir sebebi yok’ dedim, ’sadece yoruldum.’ Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hali ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!

Sonunda Sordu:

‘Seni caydırmak için ne yapabilirim?‘ Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu. ‘İşte mesele tam da bu’ dedim. ‘Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.’ ‘Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hatta ölümüne mal’olacak. Bunu benim için yapar mısın?’ Yüzümü dikkatle inceledi ve ‘Sana bunun cevabını yarın vereceğim’ dedi. Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.

Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı. ‘Sevgilim’ diye başlıyordu, ‘O çiçeği senin için koparmazdım’ Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

‘Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.’

‘Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.’

‘Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’

‘Sadık arkadaşının her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.’

‘Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikay eler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.’

Aşk;

‘Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin – gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’

‘Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.’

Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu. Göz yaşlarım mektuba düşüyordu. ‘Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.’ Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi. Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçe ği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim..

Bu Gerçek Aşktı.

İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil… Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz… Ama hep oralarda bir yerdedir.

Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.

Hayat tam da böyle bir şeydir.
A.Kerim Melleş

yesilcimen.com Hikayeler.

Sıradan Yada Özel Bir Kadın Olmak Aşk Hikayesi oku. En güzel hikayeler, ibretlik hikayeler, aşk hikayeleri, hikaye oku.

Sıradan kadınlar ki etrafımızda sayıca çoğunlukta bulunan, kendilerine ayıracakları vakti genelde başkaları için harcamayı adet edinmiş, kuaföre sadece özel günlerde giden, hiç kimsenin kolay kolay ilgisini çekmeyen, ismi üstünde sıradan kadınlar…Kolayca aşık olabilen, terk edildikleri zaman günlerce yataktan çıkmayan sıradan kadınları, erkeklerini kolay kolay hayal kırıklığına uğratmayan, ama kolay mutlu edilebilen kadınlar olarak da özetleyebiliriz.Sıradan kadınlar özel kadınlara göre çok daha güçlüdür.Sevebilen, sevgilerini göstermeyi esirgemeyen,kendilerini olduğundan farklı göstermeyi beceremeyen bu kadınlar, kayıtsız şartsız bağlılıklarıyla erkeklerinin her dönem yanındadır. Bu sağlamda her erkeğin sıradan bir kadına ihtiyaç duyduğu söylenebilir.Halbuki özel kadınlar özel günler içindir. Hiçbir erkek ekonomik darboğaza girmiş şirketiyle boğuşurken, evde onu özel bir kadının beklediği düşüncesiyle yanıp tutuşmaz.Sıradan kadınların çoğunluğu özel kadınlara özenir, onlar kadar dikkat çekici olmayı hayal eder, tıpkı özel kadınların içten içe sıradan bir hayat arzulayıp gerçekleştiremedikleri gibi.Sıradan kadınlar çok özeldir, sıradan yaşamayı kabullendikleri ve aslında hiç keşfedilemedikleri için…Bu yazıyı okuyan bir erkeğin notu:Bu nedenlerle erkekler sıradan kadınlara sahip olup, hayatları boyunca onun aslında çok özel olduğunu fark edemeden hala o özel kadını arar dururlar…
Hikayeler

yesilcimen.com Hikayeler.

Ara
Son Yorumlar