Ebuzer el-Gifari hakkında bilgiler, Ebuzer el-Gifari resimleri, fotoğrafları. Ebuzer el-Gifari ile ilgili yorumlar ve tartışmalar.

Ebuzer el-Gifari - 29 Ebuzer el-Gifari Ebuzer el-Gifari Ebuzer el-Gifari ~ 13 Ebuzer el-Gifari _ 19

Cundub bin Cunade bin Sekan , lakabı Ebu Zer, Ebu Zer el-Gifari İslam`ı ilk kabul eden sahabilerden biriydi. İslam Peygamberi hazreti Muhammed efendimiz kendisine Abdullah adını vermiştir. Beni Gifar kabilesindendi. Doğum tarihi bilinmemektedir. M.S. 652 yılında, Medine çölü yakınlarındaki El-Rabaza kentinde ölmüştür.

Ebu Zer, İslam peygamberi ile birlikte Mekke`den Medine`ye hicret eden Muhacir Müslümanlardandır.

Türkiye`de, Adıyaman ilinin Ziyaret köyünde Ebu Zer`e ait olduğu iddia edilen, Osmanlı Sultanı IV. Murat tarafından Bağdat seferi dönüşünde inşa ettirilmiş olan bir türbe bulunmaktadır.

Ebu Zer zahitliği ve aynı zamanda üçüncü halife Osman Bin Affan`a karşı muhalif tutumu ile bilinmektedir. Şia mezhebi onu, Ali Bin Ebu Talib taraftarları erken Şii Müslümanlardan olan Dört Sadık Sahabi`den biri olarak addetmektedir.

İslam dinini kabul etmeden önceki yaşamı hakkında çok az şey bilinmektedir. Ebu Zer çok ciddi bir genç adam, dünya nimetlerinden uzak ve İslam dinini kabul etmeden önce bile tek tanrılı inanca sahip biri olarak tarif edilmektedir. Kabilesi küçük ve fakir olduğu için, Mekkeliler arasında yüksek bir mevkiye sahip değildi. Gifar kabilesi, Mekke ve Medine`nin batısında kurulmuş olan Kinane kabilesinin bir koluydu.

Ebu Zer hakkında yaygın söylentilere göre kabilesinin geçim kaynağı bölgeden geçen kervanların soyulmasına dayanmış, ancak Ebu Zer çoban olarak fakir ama dürüst bir hayat sürdürmeyi tercih etmiştir. Mekke`de ortaya çıkmış yeni bir peygamberin haberini alır almaz, peygamberlik iddiasında bulunan bu kişiyi bulmak için Ebu Zer kardeşi ile birlikte Mekke`ye doğru yola koyulur. Hak dini arayan genç adam tereddüt etmeden yeni dini kabul eder ve vakit kaybetmeden o zamanlar putperest bir dinin merkezi olan Kabe`nin önünde yeni inancı hakkında şehadet getirir. Mekke müşrikleri kendisini bu küstahlığı için döver. Kabilesine döndükten sonra, başkaların da İslam`ı kabul etmesini sağlamış ve İslam Peygamberi hazreti Muhammed in Medine`ye hicretinden sonra veya Hicret`te hazreti Muhammed e katılır.

Erken dönem Müslüman tarihçi Taberi`ye göre, Ebu Zer İslam`ı kabul eden dördüncü veya beşinci kişidir. Diğer bazı erken Müslümanlar da aynı iddıada bulunsalar da, İslam`a geçiş sırası hiçbir zaman tam olarak netleştirilmemiştir. Ancak erken Müslümanlardan olduğu konusunda şüphe yoktur.

Ebu Zer, Peygamberin vefatından sonraki halifelik ihtilafında Ali ibn Ebi Talib`in sadık bir destekçisiydi. Tanınmış Şii ve Sünni tarihçiler bu konuda mutabıktır.

Tarihçi Wilfred Madelung`a göre, Ebu Zer, Osman bin Affan`ın hilafeti esnasında halifenin gözünden düşmüştür. Osman bin Affan kendi akrabalarını İslam Devleti`nin değişik vilayetlerine vali olarak tayın ediyordu ve onlara beytülmal`den para kaynağı sağlıyordu. Ebu Zer bu davranışın İslam`ın prensiplerine aykırı olduğunu görüşünü savunuyordu. anlatan kitabına bakabilirsiniz

Osman, İfrikiya Gazvesinden elde edilen ganimetten alınan Hums vergisinden kendisi gibi Emevi kabilesinden olan kuzeni Mervan bin el-Hakem`e 500.000 Dirhem, Haris bin el-Hakem`e 300.000 Dirhem ve Medineli Zeyd ibn Sabit`e 100.000 Dirhem verince, Ebu Zer Medine`de bu uygulamaya karşı çıkmaya başlamıştır. Zenginlikleri biriktirenleri cehennem ateşini vaat eden Kuran ayetleri okumuştur. Mervan bunun üzerine Ebu Zer`i Osman`a şikayet etmiş ve Osman Ebu Zer`i ikaz etmek amacıyla ona kendi hizmetçisi olan Natil`i göndermiştir, ancak Natil Ebu Zer`i ikna etmeyi başaramamıştır. Osman bir süre Ebu Zer`in muhalefetine sabretmiş, ta ki Ebu Zer halifenin huzurunda, halifenin beytülmal paralarını kullanma usülünü destekleyen Ka`b el-Ahbar`ı kızgın sözlerle yerene kadar. Bunun üzerine Osman Ebu Zer`i azarlamış ve kendisini Şam`a göndermiştir.

Ebu Zer Şam`da da tavizsiz tutumundan vaz geçmeyerek, Osman`ın yeğeni ve Şam vilayetinin valisi olan Muaviye bin Ebu Sufyan`ın şaşaalı yaşam tarzını ve savurganlığını tenkit etti. Bunun üzerine Medine`ye geri gönderildi. Beytülmal`dan yapılan usülsüz harcamalarını yine de tenkit etmekten vazgeçmeyince, doksan yaşlarındayken haksız bir şekilde Medine çölü yakınındaki El-Rabaza kentine, eyersiz bir deve üzerinde, sadece tek kızı refakatinde sürgüne gönderildi.

Madelung`a göre, Ali bin Ebi Talib, Osman`ın ilk Müslümanlardan ve Peygamber`in en sevdiği sahabilerden olan Ebu Zer`i cezalandırmasını kınamıştı. Ali`nin bu tutumu, halife yasakladığı halde Ebu Zer`i kent sınırına kadar eşlik edip, onu en iyi dileklerle ve hürmet göstererek sürgüne göndermesinden de anlaşılmaktadır. Ebu Zer`e iyi davranmak için halifenin yasağını çiğnemeyi göze almıştı.

Ebu Zer`in ölümü Osman`ın askerleri tarafından aldığı darpların etkisiyle veya çölde açlıktan olmuştur. Bir rivayete göre, Peygamberimiz hazreti Muhammed Ebu Zer`in bu hazin sonunu öndecen bu sözlerle haber vermişti “Allah sana merhamet etsin, ya Eba Zer! o yalnız yaşayacak, yalnız ölecek ve yalnız diriltilecektir.”

Bir hadisin rivayet zinciri Ebu Zer`e isnat edilmektedir. Kendisi ilk Müslümanlardan, halis bir mümin, dürüst bir adam ve hatalı davranışlara çekinmeden karşı çıkan biri olarak bilinmektedir. Sünni rivayetlere göre, kaba, tahsilsiz bir bedevi olup yüksek bir makamda olmamıştır fakat ümmet`e elinde ne varsa feda ederek hizmet etmiştir.

İslam peygamberi hazreti Muhammed in ölümünden sonra, Suriye çölüne yerleşip, Ebu Bekir ve Ömer`in hilafeti boyunca orada kalmıştır.

Osman`ın hilafeti süresince Şam`da kalmış ve orada Müslümanların, dünya zevklerine heves ederek İslam`dan uzaklaşmalarına tanık olmuştur.

Bu duruma üzülen ve tiksinti duyan Ebu Zer`i Osman yeniden Medine`ye gelmeye davet etmiştir. Ancak burada da halkın dünya malına ve zevklerine meyli onu yaralamıştır.

Osman onun için Medine yakınlarında küçük bir yerleşim birimi olan El-Rabaza`ya gitmesini emretmiştir. Ebu Zer burada insanlardan uzak bir şekilde hayatını sürdürmüş ve hazreti Muhammed in sünnetine sarılmıştır.

El-Rabaza

Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş “Senin malların nerede?”

Ebu Zer şöyle cevap vermiş “Ahirette bir evimiz var, servetimizin arasından en iyisini oraya göndeririz.”

Soruyu soran adam Ebu Zer`in neyi kastettiğini anlamış ve bu sefer şöyle demiş “Ancak bu dünyada bulunduğun sürece bir takım varlıkların olması gerekir.”

yesilcimen.com > Ebuzer el-Gifari

Yorumlarınız Değerlidir

Ara