‘Yumuşak Bıngıldak’ Bölümündeki İçerikler

Aşk nedir?’i yazmadan önceki başlığım “Davranışlarımızın Kökeni”ydi. Ancak bu konunun fazla uzmanlık gerektirmesi ve geniş olması nedeniyle daha popüler ve kolay bir konuya yöneldim: AŞK!

Vay romantik yazacak… dediğinizi duyar gibiyim. Hayır yazmayacağım. Aksine bu saçmalık, gayet rasyonel, materyalist hatta makyavelist olacak. Çünkü aşk dediğimiz “şey”in aslında başka “şeyler” olduğuna sizi ikna etmeye çalışacağım.

Bir kadın görürsün, beğenirsin, hevesin geçer, bırakırsın. Bir erkek görürsün, aşık olursun, evlenip çocuk yaptığında başka biri olduğunu görür boşanırsın. Sanırım bu giriş size bir reklamı anımsattı. Doğrudur. Çünkü gerçek insan saçmalığı, “olmayanlar”, “adlandırılanlar” peşinde ömür geçirmekten ibarettir. Sen sevdiğini sanırsın. Sana sevmek öğretilmiştir. Anneni seversin, kardeşini seversin, yarini seversin, arkadaşını seversin. Sevince mutlu olur; karşılık alınca mutluluğunu perçimlersin. Tüm bu sevgi yumağı içinde bir gün durup “yahu ben neden bunları seviyorum?” demezsin. Hasbel kader bu soruyu kendine sorarsan; yanıtların benliğinden öte, sosyalleştirilmiş sana veya salt bir cümleye sığar. “O çok vefakar. O’nu bunun için seviyorum.”, “Çok yakışıklı ve ilgili. Bu nedenle seviyorum.”, “Onunla mutluyum. Sadece bunun için seviyorum.” O öyle değil işte!

Kaygan zeminde patinaj yapan insan ruhu, olayları ve ilişkileri kendine yontmada ustadır. Bilinç sığanızı sarsacak, sizi bile kandıracak kadar ustadır. Anneni seversin çünkü sana sevmen öğretilmiş, anneni sevme alışkanlığı kazanmışsındır ve o senin ilk kadının/modelindir.

Koca popolu Sema’ya neden aşık olduğunu bir türlü kendine açıklayamazsın. Ben açıklayayım! 120 nesil önce mağarada dedenin…dedesi Sema’ya benzeyen biri için iki dişini kırdığı bir kavgaya tutuşmuştur. Sema senin DNA’nda geziniyordur. Saçma mı geldi? O halde şunu dinle. Büyük popolu kadınların kalça kemiklerinin geniş olması nedeniyle daha rahat doğum yapmaları beklenir. Senin soyunu devam ettirme sevinciyle salgıladığın mutluluk hormonu, Sema’ya karşı adına aşk dediğin şeyi oluşturur. Öyle Mecnun gibi gezer, büyük cümleler kurarsın. Oysa her şey bu kadar basit ve temeldir.

Bir hareket, bir koku, bir renk senin bilmem kaçıncı nesilden getirdiğin potansiyeli ortaya çıkarır. Hepsine Bakın »

Çoğumuzun merak ettiği, tahminlerde bulunduğu bir konudur. Gelecekte dünya nasıl olacak? İnsanlar neler yapacaklar? sorularıyla ara sıra zihnimizi meşgul eder; kendimizce mantıklı yanıtlar buluruz. Bu sorulara “yemek yemeyip hap içeceğiz.” gibi yanıtlar genellikle havada kalır. Konunun özünden yola çıkarsak aslında çok daha doğru sonuçlara erişiriz.

Gelecek tasviri için insanlığı bir arada tutan kavramlara bakalım. Dil bunlardan ilki. Dilin gelişimi ve değişimi bize bir ipucu verebilir. Bundan yıllar önce öngörüldüğü üzere ortak bir dile doğru gittiğimiz doğru. Gelişen teknolojiyle birlikte (Örn. Google Translate), iyi kötü hemen hepimiz Hinduca anlayıp yazışabiliyoruz. Bu teknolojinin birkaç yıl içinde misliyle gelişip yerel dillere hakim olacağını varsayarsak kulaklarımızın arkasında birer çevirici olması içten bile değil. Siz kendi dilinizde konuşursunuz; karşınızdaki anadilinde. Teknoloji ise ortak dilde sizi buluşturur. Bunun bir adım ötesi ise telepatidir. Beynin dilsel imgelemleri karşı tarafa teknoloji yoluyla iletilir.

Dil ve iletişim varsayımına göre;

  • Telepatik iletişim öne çıkacak,
  • Kulaklarımız küçülecek,
  • Dilimizin yapısı değişecek,
  • İletişimimiz daha kolay hale gelecek,

demek pek çılgın bir tahmin olmasa gerek.

Biraz da imgeleyelim;

Ciğer de Neymiş?

Malumunuz, tüm organlar beyni yaşatmak, beslemek için çalışırlar. Diğer organların aksamaları, çürümeleri, ölmeleri çoğu zaman hayatın sonlanmasına neden olur. Beyin ölür; insan toprak olur. Günümüzde yürütülen yapay organ ve kökhücre araştırmalarının yegane amacı bu aksayan, çürüyen, ölen organların yerine yeni ve daha uzun ömürlülerini oluşturmaktır. İşin sonu yapay organların sadece beynin varlığını, sağlığını sağlayacak biçime gelmesine kadar gidebilecek. Dolayısıyla Hepsine Bakın »

Yine aklımdasın,
Yıllardır ordasın.
Bende ki tasvirinin sağlaması çoğu gece.

Üniversiteyi seninle bitirdim.
Askerliğimde sanaydı şarkılar
-25′te, nöbette buğulu cama adın yazıldı

Bu şarkı yıllar sonra sadece senin… Hepsine Bakın »

Ara
Son Yorumlar