Adım başı türlü bahaneyle dilenenler, sözünde durmayan esnaflar; bal ve bitkisel dolandırıcısı cemaatçiler, sahte savcılar ve polisler, hediye tatil, saat, telefon kazandıran(!) smsler/telefonlar, kullanıcısının iyi niyetini süistimal eden gsm şirkerleri, bankalar, servis sağlayıcılar…

Son on yılda doğusundan batısına tüm Türkiye’de popüler geçim ve zenginleşme kaynağı haline gelen dilenme ve dolandırma girişimleri ve  vatandaşını korumaktan aciz, hatta bunlara çanak tutan, bir devlet…

Muhafazakarlaşıp kapitalistleşirken alçalan bir toplumun onursuzluğuna şahit oluyoruz. Yine de bu ülkede dürüst insanların olduğunu biliyorum. Bu nedenle sözü uzatmayıp naçizane tavsiyelerimi aşağıda sıralayacağım.  Eminim çoğunuz zaten bunları biliyorsunuzdur. Özellikle aile bireylerinizden, çevrenizden yaşlı olanları uyarırsanız yazının amacı gerçekleşmiş olacak.

1. Söze güvenmeyin. Özellikle satılan bir hizmet/ürün mevcutsa ve bir sözleşme imzalamanız gerekiyorsa, satıcının vaadlerinin sözleşmede yer aldığına emin olun. İlgili maddeleri okuyun ve ileride aleyhinize bir durum oluşup oluşamayacağını muhakeme edin. Bu tür dolandırıcılık -iyi niyetin kötüye kullanılması da bence dolandırıcılıktır.- türünü özellikle bankalar, sigortacılar, gsm ve Internet şirketleri kullanıyor. Onlarca vaadin arkasında mutlaka o şirketin veya satıcının sizden koparmak istedikleri olduğunu unutmayın.

2. İmza atmayın. Sağa sola adınızı yazmaktan vazgeçin. Her sözleşmeyi, her belgeyi imzalamak zorunda değilsiniz. Mutlaka imzalamanız gerekiyorsa bu belgenin, sözleşmenin;

  • hangi kurum tarafından düzenlendiğini,
  • içeriğin aleyhinize olup olmadığını ve ilerideki anlaşmazlıklarda maddelerin aleyhinize işletip işletilemeyeceğini,
  • imza isteyen kişinin resmi yetkili olup olmadığını,
  • imza isteyenin sözleriyle, imza attığınızın örtüşüp örtüşmediğini

mutlaka gözünüzle görüp anlayın.

3. Kimlik fotokopinizi, kimlik numaralarınızı, adresinizi, telefonunuzu dağıtmayın. Çünkü bunlar sizi dolandırıcılar için açık hedef haline getirir. Ayrıca belge, bilgi verdiğiniz yerlerin gerçek temsilciler, bayiler olduğuna emin olun.

4. Hediye saat, tatil, cep telefonu, iphone, laptop, bisiklet, uzay mekiği yalanlarına kanmayın. Bu gerçek bir saflık olur. Kdv ve kargo ücretini kapıda ödeseniz bile size gelecek X marka saatin veya elektronik ürünün Çin malı veya vasıfsız/defolu ürünler olacağını unutmayın. Hediye ve ucuzdan uzak durun. Ava giderken avlanırsınız.

5. Kilo kilo bal haydi al al. Kur’an gırtlağıyla balını pazarlayan sahtekarların oyununa düşmeyin. Gönderdikleri glukozdan başka bir şey değil. Bin kilosunu bir liraya verseler de almayın. Yakanızı bu dolandırıcılara kaptırmayın.

6. Bireysel emeklilik, sigorta, banka, gsm, internet, tv… satıcılarına, bayilerine inanmayın. Bunların çoğu yasal dolandırıcıdır. Ya aleyhinize olan şeyleri söylemeyip sadece leyhinize olanları söyleyerek sizi ikna ettikten sonra yazılı sözleşmeye imza atmanızı isterler ya da hiç olmayan veya eksik olan özellikleri söyleyip abartırlar. Çoğu durumda devlet dahi yanınızda olmaz. Üstelik devlet vergisini aldığı sürece bu bol avukatlı , devasa kuruluşların yanındadır.

7. Devlete güvenmeyin. Primlerinizi, cezalarınızı kendiniz hesaplayarak takip edin. Memurların sözlü beyanlarına güvenmeyin. Belge isteyin. Bu belgeleri beş yıl boyunca özenle saklayın.

8. Dilencilere acımayın. Onlar sizi sırtında cennete götürmeyecek. Adım başı karşımıza çıkan “açım”, “yolda kaldım”, “akrabam hastanede”, “şu hidayetli kitabı al” yalanlarına inanmayın. Bunlar gayet organize ve polisin umrunda olmayan sömürgenlerdir. Umursamayın. Gerçekten birine yardım etmek istiyorsanız araştırıp kendiniz bulun.

9. Bitkiseller sizi iyileştirmez. Televizyonlarda bangır bangır reklamı yapılan ve devletin ilişmediği bitkisel ilaçların, saç çıkarıcıların, sigara bıraktırıcıların hiçbir faydası yoktur. Aksine sağlığınızdan ederler. Sözde doktorların saçma ürünlerine rağbet etmeyin. Bir sağlık sorununuz varsa ve bir doktor çaresini bulamamışsa başka doktor ve hastaneleri deneyin. TV’de radyoda satılan bitkisel ilaçların istisnasız hemen hepsi dolandırıcılık ürünüdür.

10. Merhaba ben savcı. Bunca resmi ve gayriresmi dolandırıcılık türü varken tvlerde yer eden tek dolandırıcılık bu oldu. Bu konuda açıklamaya veya uyarmaya gerek olmasa gerek.

 

Akparti döneminde Özal’ın her mahallede bir zengin hayali olmasa da her mahallede bir dolandırıcı ve dilenci hayali gerçek oldu. Eskiden sözle, güvenerek iş yapan insanımızın kitleler halinde ve hatta devlet desteğiyle dolandırıldığına* şahit oluyoruz. Adalet sisteminin işlemediği bir ülkede “mülk” ün de canın da garantisi yok. Balık baştan kokarmış.

Aman dikkat!

 

* Yazıdaki dolandırmak sözcüğü, iyi niyeti suistimal, sözleşmede olanı açıkça beyan etmemek, kandırmak ve tüm bunlara çanak tutmak vb. farklı anlamlarda kullanılmıştır.

Bildiğimiz üzere Pkk’yı ve Avrupa’yı tatmin etme amacıyla çıkarılan “Demokratikleşme Paketi” ile siyah ve beyaz önlüklerimizi anlamlı kılan Andımız kaldırılıyor. Bu karar, ulus-devlet yapılanmasının en önemli bacaklarından biri olan eğitim ve dolayısıyla ülkenin geleceği için manevi bir faciadır. Ak parti rejimi iktidarı ele geçirdiği günden bugüne ulusal bağlarımızı zayıflatmak, koparmak için canla başla çalışıyor. Zapt edilmiş medya organları ve yargı ne yazık ki bu istilanın birer neferi olarak ulusal iradenin mum gibi eritilmesine katkı sunuyor. Hal böyleyken, hızla çözülmeye başlayan; Türklük anlayışından uzaklaşan ve İslamcılığa (İslam’a değil) yaklaşan yahut ikisi arasında kalmış bir halkla baş başa kalıyoruz.

Andımız, aslında birkaç kelamdan daha fazlasını ifade ediyor. Çok merak ediyorsanız aklıma ilk gelen birkaç faydasını paylaşayım da şu “bilimsel”, kendine “liberal”lere bir işleme olsun.

1. Maslow’un İnsan İhtiyaçları Hiyerarşisi’nde “Ait Olma” gereksinimi bireyler için karşılanması elzem bir ihtiyaçtır. Andımızdaki “Türk”üm tam da bu ihtiyacı karşılayan bir noktada derleyici toparlayıcı, aidiyet duygusunu perçimleyici bir rol üstleniyor. Biz kimiz, neden buradayız, amacımız ne, toplum kim… sorularını sormaya başlayan soyut-somut işlemler evresindeki çocuğun “Türk” olduğunu bilmesi Türk toplumuna aidiyetinin bir sonucudur.

2. Özellikle sabah saatlerinde uykusu açılmamış, beyni halen gördüğü son rüyanın etkisinde olan öğrencilerin fiziksel olarak katılımıyla gerçekleşen aktivite sonucunda beyinleri uyarılmakta; böylece derse daha canlı katılımları sağlanmaktadır.

3. Gelişme çağındaki yavruların akciğerleri, bağırma yoluyla gelişmektedir. Askerlik yapanlar bilirler. Yürüyüş ve koşularda marş söyletilir. Bu, akciğer hacminin artmasını, vücudu, beyni daha fazla oksijenle beslemeyi sağlar.

4. Öğrenciler, birlikte aktivite gerçekleştirme duygusuyla toplum içinde yer bulur. Bu, onların sosyalleşmesine yardımcı olur.

5. Okul yalnızca teorik bilgilerin aktarıldığı bir kurum değildir. Milli Eğitim’in hedefleri vardır. Eğitimin MİLLİ olabilmesi ulus-devlet idesini geleceğe taşıyacak bireylerin varlığıyla mümkündür. Bu ise öğrencilere belirli davranışların çeşitli yollarla aktarılmasıyla sağlanır. Andımız yalnızca içi boşaltılmış bir marş değil, anlamlı bir gelecek planıdır.

Andımızın faydaları elbette çoğaltılabilir. Ancak işine gelince çağdaşımsı, işine gelince müslüman veya milliyetçi olanlar için bunların hiçbirinin anlam ifade etmediğini biliyorum. Çünkü yalan ve biatın olduğu bir yönetimde demokrasiden, ulusallıktan, çağdaşlıktan söz etmek oldukça zor olsa gerek.

Son olarak Atamızın dediği gibi; NE Mutlu Türküm Diyene!
Türküm, doğruyum, çalışkanım. İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.

Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene !

 

Hoşça ve ulusla kalın…

Barış.


HERKES ÖLDÜRÜR SEVDİĞİNİ

Oysa herkes öldürür sevdiğini,
Kulak verin bu dediklerime

Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,

Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;

Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;

Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;

Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;

Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama Herkes Öldürdü Diye Ölmez ..

Oscar WILDE

Baskıya, yasaklara, yandaşlığa, doğa ve insan katliamına, orantısız  güç kullanımına karşı Çarşı’nın isyan marşından… Sık bakalım sık bakalım, biber gazı sık bakalım! Kaskını çıkar, copunu bırak, delikanlı kim bakalım!

 

Eskişehir’de bir teyze, eylemcilere iki ekmek ve cips getirmiş. Bu insanlar mı çapulcu? Bunlar mı terörist? Elinizi vicdanınıza koyun cüzdanınıza değil!

Hatırlarsınız, daha birkaç gün önce Akparti hükümetinin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e “ayyaş” demişti. İşte o “ayyaş”ın çocukları cemaat güçlerine rağmen canla başka direnişe geçtiler. İnanılmaz şeyler oluyor.

HALK TV CANLI YAYIN:

http://halktvcanli.tumblr.com/

 

Ara